♥ TARKAN SENİ ÇOK SEVİYORUM ♥ ☆ ♡ ☆ ♡ ☆ ♡ ☆ ♡ ☆ ♡ ☆ ♡ ☆ ♡ ☆
 
  ANA SAYFA
  SEVGİ ESİNTİSİ
  Ziyaretşi defteri
  İletişim
  Bizim en çok sevdimiz klipler
  avatarlar
  nickler
  kişisel iletiler
  burç uyumları
  doğum tarihine göre hayvanlar
  cem yılmazdan istiklal marşı
  sınav kaygısı
  kopya çekme yöntemleri
  komik yazılar
  Şiirler
  aşk hikayeleri
  sevgi nedir
  hayat dersleri
  senin elinde
  ilginç istatistikler
  gerçek dost
  aşk yemini
  aşkın belirtileri
  ^^ SeRSeRi & MaViŞ ^^
  türk yalanları
  adamın biri
  öğrenci sözlüğü
  siğaranın faydaları
  varmısın yokusun ?
  ünlü türk matematikçiler
  ünlü türk edebiyatçılar
ünlü türk edebiyatçılar

Abdülhak Hamit TARHAN

Abdülhak Hamit Tarhan 5 Şubat 1851'de İstanbul'da doğdu. Özel eğitim gördü. Rumelihisar Rüşdiyesi'ne kısa süre devam etti. 1863'te eğitim için Paris'e gitti. Dönüşünde İstanbul'da Fransız mektebine başladı ve Babı Ali'de tercüme odasına girdi. Tahran Büyükelçiliği'ne atanan babasıyla birlikte İran'a gitti. Babasının 1867'de ölümü üzerine İstanbul'a döndü. Maliye Mektubi ve Sadaret Kalemi'nde çalıştı. Ebüzziya Tevfik ve Recaizade Mahmud Ekrem'le tanıştı. Ardından diplomatlığa geçti. Uzunca bir süre yurtdışı görevlerde bulundu. 4 kere evlendi. Eşlerinin hepsi öldü. Mütareke yıllarında Viyana'ya gitti. Cumhuriyet'in ilanından sonra döndü. 1928'de İstanbul Milletvekili seçildi ve ölünceye kadar milletvekili olarak kaldı. 12 Nisan 1937'de İstanbul'da öldü. Mezarı Zincirlikuyu'da. Abdülhak Hamid, Tanzimat sonrası bütün edebi ve siyasi devirleri yaşamış bir şairdir. Tanzimat döneminde Batı etkilerini Türk şiiri ve tiyatrosuna getiren yazardır. Kendisine son zamanlarda Şair-i Azam (en büyük şair) unvanı verilmiştir.

ESERLERİ :

Ölü (1886), Hacle (1886), Bir Sefilenin Hasbihali (1886), Bla'dan Bir Ses (1911), Validem (1913), İlham-ı Vatan (1918), Tayfalar Geçidi (1919), Ruhlar (1922), Garam (1923), İçli Kız (1874), Sabrü Sebat (1875), Duhtr-i Hindu (1875), Nazife yahut Feda-yı Hamiyet (1876, 1919), Tarık yahut Endülüs Fethi (1879 - 1970), Eşber (1880, 1945), Zeynep (1908), Macera-yı Aşk (1910), İlhan (1913), Tarhan (1916), Finten (1918, 1964). İbn Musa (1919,1928), Yadigar-ı Harb (1919), Hakan (1935).

Ahmet HAŞİM


Bağdat'ta doğdu. Fizan Mutasarrıfı Arif Hikmet Bey'in oğludur. Çocukluğu Bağdat'ta geçti. 12 yaşında annesinin ölümü üzerine babasıyla birlikte İstanbul'a geldi. Galatasaray Lisesini bitirdi. Öğretmenlik yaptı. Çeşitli devlet memurluklarında bulundu. Fecr-i Âti topluluğuna katıldı. Şiirleri, Servet-i Fünûn, Âşiyan, Muhit ve Dergâh gibi ünlü dergilerde yayımlandı. Sembolist ve empresyonist etki ve izler taşıyan şiirler yazdı. "Akşam şairi" olarak tanındı.

ESERLERİ:

Şiirleri: Göl Saatleri, Piyale.
Fıkra ve Sohbet:Bize Göre,Gurabahane-i Laklakan
Gezi:Frankfurt Seyahatnamesi

Ahmet KABAKLI

1924 yılı mayıs ayında Elazığ Harput'un Göllübağ'ında doğdu.Harput Sarayhatun Camii imamlığı yapan Ömer Efendi ile Münire Hanım'ın oğludur. Çocukluğu Harput yakınlarında Göllübağ denilen bölgede geçti. Elazığ Numune Mektebi'nde ilk tahsiline başlayan (1931) Kabaklı, orta ve lise tahsilini Elazığ'da yaptı. 1944 yılında İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu parasız yatılı imtihanını kazanarak İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türkoloji Bölümü'nde yüksek tahsilini tamamladı. Diyarbakır ve Manisa Lisesi'nde edebiyat öğretmeni olarak çalıştı. 1956 sonbaharında bir yıllık eğitim stajı için MEB tarafından Paris'e gönderildi. Dönüşünde İstanbul Çapa Eğitim Enstitüsü edebiyat öğretmenliğine tayin edildi (1958-1969). Bu arada Aydın'da iken başladığı Ankara Hukuk Fakültesi'ni bitirdi (1955-1960). 1969'dan itibaren İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu'nda öğretim üyesi olarak çalıştı. 1974'de emekliye ayrıldı. Daha sonra Türk Musikisi Devlet Konservatuarı'nda edebiyat dersleri verdi (1975). Türk Edebiyatı Cemiyeti Başkanı ve Türk Edebiyatı Dergisi'nin yönetmenliğini yaptı. MEB ve sivil toplum kuruluşları tarafından Ahmet Kabaklı'ya 1997 yılında Şeyhül Muharririn payesi verildi.1956 yılında Tercüman gazetesinin fıkra yarışmasını iki kişiyle birlikte kazandı ve aynı gazetede yazı hayatına başladı. 1957'den 1990 yılına kadar Tercüman gazetesinde, 1990'dan bu yana da Türkiye gazetesinde köşe yazarlığı yaptı.8 Şubat 2001 tarihinde İstanbul'da öldü.

ESERLERİ:

Kültür Emperyalizmi, Müslüman Türkiye, Mabet ve Millet, Mehmet Akif, Yunus Emre, Mevlana, Bizim Alkibiaadis, Ecurufya, Sohbetler 1-2, Temellerin Duruşması 1-2, Güneydoğu Yakından, Şiir İncelemeleri, Doğudan Doğuş,Türk Edebiyatı 5 Cilt, Alperen, Millete Vurulan Canlı Pranga: Bürokrasi, Sultanuşşuara Necip Fazıl, Nazım Hikmet, Ejderha Taşı, Şair-i Cihan Nedim


Ahmet Hamdi TANPINAR

Ahmet Hamdi Tanpınar 23 Haziran 1901'de İstanbul'da doğdu. Babası Hüseyin Fikri Efendi, annesi Nesime Bahriye Hanımdır. Tanpınar'ın dedesi müftü, babası kadıdır. Mızrakçıoğulları veya Müftüzâdeler diye bilinen aile aslen Batumlu'dur. Geniş Osmanlı coğrafyasında değişik yerlerde görev yapan Hüseyin Fikri Efendi, en son Antalya kadılığından emekli olmuş ve 1935 yılında vefat etmiştir. Tanpınar'ın annesi ise Trabzonlu Kansızzadeler ailesinden deniz yüzbaşısı Ahmet Beyin kızıdır.Ahmet Hamdi Tanpınar'ın çocukluğu babasının vazifesi gereği farklı yerlerde geçmiştir. Ergani, Sinop, Siirt, Kerkük ve Antalya gibi farklı coğrafya ve kültürlerde çocukluk ve ilk gençlik yıllarını geçiren Tanpınar, bu süre içinde hem bir imparatorluğun dağılışını hem de annesini kaybetmenin acısını yaşamıştır.Ergani'den sonra geldikleri İstanbul'da ilk tahsiline Ravza-i Maarif İptidai Mektebinde başlayan Tanpınar, 1908-1910 yılları arasında kaldığı Sinop'ta devam etmiştir. İstanbul'da iki memuriyet arası kaldıkları için Vefa Lisesi'nde başladığı lise hayatını Kerkük ve Antalya Liselerinde sürdürmüştür.
Liseden sonra Mondros Mütarekesi şartlarının yaşandığı İstanbul'da önce Halkalı Ziraat Mektebi'ne yatılı olarak kaydolan Ahmet Hamdi Tanpınar, burada bir yıl okuduktan sonra kaydını Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümüne aldırmıştır. Onun edebiyatı seçmesindeki en büyük etken Yahya Kemal'in burada ders veriyor olmasıdır. Fakültenin kadrosunda bulunan Cenap Şahabettin, Ferit Kam, Hüseyin Daniş, Necip Asım, Fuat Köprülü, Namık Kemal'in oğlu Ali Ekrem ve Yahya Kemal devrin önemli sanat ve ilim adamlarıdır. Yine sınıf veya devre arkadaşları arasında bulunan Hasan Âli Yücel, Mustafa Nihat Özön, Halil Vedat Fıratlı, Mükrimin Halil Yinanç, Necmettin Halil Onan, Rıfkı Melûl Meriç ve Mehmet Halit Bayrı da daha sonraki yıllarda başarılı olacak ve önemli görevlere gelecek kişilerdir.1920 yılında Tanpınar henüz 19 yaşındayken Celâl Sahir'in yayımladığı Birinci Kitap, İkinci Kitap adlarını taşıyan şiir dergisinde çıkan Musul Akşamları isimli şiiri onun yayımlanan ilk şiiridir.1921-23 yıllarının en önemli yayın organlarından biri olan Dergâh dergisi onun için ikinci bir fakülte olmuştur. Yahya Kemal, Necmettin Halil, Ali Mümtaz Arolat, Yunus Kâzım Köni, Nurullah Ataç, Ahmet Kudsi Tecer, Mustafa Şekip Tunç, Yakup Kadri Karaosmanoğlu ve Ahmet Haşim Dergâh çevresinin sanatkârlarıdır. Tanpınar'ın Dergâh dergisinde 11 şiiri çıkmıştır.Tanpınar, Fakültenin son yıllarına doğru Yahya Kemal'in verdiği bilgilerle Batı edebiyatından Baudelaire, Verlaine, Mallarmé gibi şairlerle Anatole France, Hoffmann, Edgar Allan Poe, Gerard de Nerval, Andre Gide, Marcel Proust, Dostoyevski ve Goethe gibi romancıların eserlerini okur. Fakat ona asıl etkiyi yapacak olan Paul Valéry'dir. Ahmet Hamdi Tanpınar, 1923 yılında Şeyhî'nin ?Husrev u Şirin? mesnevisi hakkında hazırladığı bir tez ile Edebiyat Fakültesinden mezun olur. Aynı yıl Erzurum Lisesinde edebiyat öğretmenliğine başlar. Bir buçuk yıl süren bu görevi boyunca yayımladığı yazı veya şiiri yoktur. Erzurum ona Beş Şehir'in Erzurum kısmı için ilk malzeme olacaktır. Erzurum'dan sonra Konya'ya gelen Tanpınar burada Variété I isimli eseriyle Valéry'yi tanır. Onun şiir estetiğinin kuruluşunda Valéry'nin önemli yeri vardır. Aynı yıllarda Konya'da yapılan bir Mevlevî âyininde Itrî'nin rast bir bestesini dinleyen Tanpınar bir taraftan da klâsik Türk mûsikisinin o ana kadar kendisine kapalı olan cennetine girmiştir.1927 yılında Ankara Lisesine nakledilen Tanpınar, burada Faruk Nafiz Çamlıbel ve Fakülteden arkadaşı Rıfkı Melûl Meriç ile beraber çalışmıştır. Okulda Orhan Veli, Oktay Rıfat, Melih Cevdet ve Samet Ağaoğlu gibi öğrenciler vardır. Üç yıl burada görev yaptıktan sonra Gazi Terbiye Enstitüsü edebiyat hocalığına getirilir. 1930-1932 arasında bulunduğu Enstitü'nün Musiki Muallim Mektebi'nde Batı müziği ile alâkalı ne kadar plâk varsa hepsini dinleme imkânı bulmuştur.Ahmet Hamdi Tanpınar 1932'de Kadıköy Lisesi edebiyat öğretmenliğine tayin edilir. 1933'te Ahmet Haşim'in ölümüyle Güzel Sanatlar Akademisi sanat tarihi hocalığına nakledilir. Bir yıl sonra bu görevine estetik ve mitoloji hocalığı da ilave edilir. Bu arada Bağlarbaşı Amerikan Koleji'nde Türk edebiyatı dersi okutur. Akademide resim ve diğer plâstik sanatlar hakkında bilgisini genişletir.1938 yılında ciğerlerinden geçirdiği bir hastalık sebebiyle uzun bir süre hastanede yatar. Bu rahatsızlık ömrünün sonuna kadar onu etkilemiştir.1938 yılı kasım ayında İsmail Habip Sevük ile yaptığı bir kavga basında geniş bir şekilde işlenmesiyle onu bütün memlekete tanıtmıştır. Bu tartışmanın ayrıca onu kitap yazmaya teşvik edici bir rolü olmuştur. 1939 yılında Tanzimat'ın 100. yılı vesilesiyle İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesine Yeni Türk Edebiyatı kürsüsü kurularak başına profesör olarak tayin edilmiştir.1940 yılında 39 yaşındayken Kırklareli'nde topçu teğmeni olarak askerliğini yapmıştır.1943 seçimlerinde Tanpınar Maraş milletvekili olarak Meclise girer.1946 seçimlerinde CHP'den aday gösterilmeyen Tanpınar'a Millî Eğitim Bakanlığı müfettişliği verilir. İki yıl bu görevde kaldıktan sonra önce Güzel Sanatlar Akademisi Estetik hocalığına, bir yıl sonra da Fakültedeki görevine döner. Bu arada Cumhuriyet'te tefrika edilen ve büyük değişikliklerle kitap haline getirilen Huzur romanı ve aynı yıl çıkan XIX. Asır Türk Edebiyatı Tarihi ile sanatkâr ve ilim adamı olarak sanat ve ilim sahalarında kendine mühim bir yer edinmiştir.Çeşitli vesilelerle Avrupa'ya gidip gelen ve bir süre kalan Tanpınar, son üç yılda Yahya Kemal, Hasan Âli Yücel ve Mükrimin Halil Yinanç'ın ölümüyle sarsılmış, 1962 yılı ocak ayında derslerinin bir kısmına gelememiş, 23 Ocakta toplanan Fakülte Kurulunda bir fenalık hissederek Haseki Hastanesi'ne kaldırılmıştır. Geçirdiği enfaktüs sonucu sabaha karşı 04.40'da hayatını kaybetmiştir.Tanpınar, Rumelihisarı Mezarlığında Yahya Kemal'e yakın bir yere defnedilmiştir.

ESERLERİ :

Hikaye kitapları: Abdullah Efendinin Rüyaları (1943), Yaz Yağmuru (1955), Hikayeler (1983).

Romanları: Huzur (1949), Saatleri Ayarlama Enstitüsü (1962), Sahnenin Dışındakiler (1973), Mahur Beste (1975), Aydaki Kadın (1987).

Denemeleri: Beş Şehir (1946), Yahya Kemal (1961), Edebiyat Üzerine Makaleler (1969), Yaşadığım Gibi (1970). Monografi:XIX. Asır Türk Edebiyat Tarihi (1949). "Ahmet Hamdi Tanpınar' ın Mektupları"nı da Zeynep Kerman derledi (1974; genişletilmiş ikinci basım, 1992).

Ahmet Kutsi TECER

Ahmet Kutsi Tecer 1901 yılında Kudüs'te doğdu, 1967'de İstanbul'da yaşamını yitirdi. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe bölümünü bitirdi. Bir süre öğretmenlik yaptı. Sivas Milli Eğitim Müdürlüğü, Milli Eğitim Bakanlığı yüksek öğrenim müdürlüğü, Talim ve Terbiye Kurulu üyeliği, Devlet Konservatuarı Müdürlüğü görevlerinde bulundu. 1950'de UNESCO Merkez Yönetim Kurulu üyeliği yaptı. Yurda döndükten sonra öğretmenlik ve öğretim görevlisi olarak çalıştı. Hece ölçüsü ile halkçı anlayışla yazdığı duygusal, içten şiirleriyle tanındı.

ESERLERİ :

Şiirler (1932), Tüm Şiirleri (1980

Arif DAMAR


Günümüz şairlerinden. Çanakkale, Karainebeyli köyünde doğdu. İstanbul'da Yenikapı Ortaokulu'nu bitirdi. Anadolu'da bir süre memurluk yaptı. Sonunda bir kitabevi açtı. Toplumsal sorunları şiirleştirdi.

ESERLERİ :

Günden Güne, İstanbul Bulutu, Kedi Aklı, Saat Sekizi Geç Vurdu, Alıcı Kuş, Seslerin Ayak sesleri, Alıcı Kuşu Kardeşliğin, Ölüm Yok ki, Ay Ayakta Değildi -Acı Ertelenirken (seçme şiirler) Günden Güne - Yoksulduk Dünyayı Sevdik, Onarırken Kendini, İstanbul Bulutu ile 1959 Yeditepe Şiir Armağanı'nı aldı.

Attila İLHAN

Attila İlhan 1925'te İzmir'in Menemen ilçesinde doğdu.İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ndeki yüksek öğrenimini yarıda bıraktı, gazete ve dergilerde çalıştı. Demokrat İzmir Gazetesi Genel Yayın Müdürlüğü ve Başyazarlığından Ankara'da Bilgi Yayınevi Danışmanlığına geldi (1973-1980). Senaryolarında Ali Kaptanoğlu adını kullandı. Belli başlı filmleri: Yalnızlar Rıhtımı (Lütfi Akad), Ateşten Damlalar (Memduh Ün), Rıfat Diye Biri (Ertem Gönenç), Şoför Nebahat (Metin Erksan), Devlerin Öfkesi (Nevzat Pesen), Ver Elini İstanbul (Aydın Arakon). Şimdi İstanbul'da bağımsız yazar.

ESERLERİ :

ŞİİR: Duvar (1948) Sisler Bulvarı (1954) Yağmur Kaçağı (1955) Ben Sana Mecburum (1960) Bela Çiçeği (1962) Yasak Sevişmek (1968) Tutkunun Günlüğü (1973) Böyle Bir Sevmek (1977) Elde Var Hüzün (1982) Korkunun Krallığı (1987) Ayrılık Sevdaya Dahil (1993)

ROMAN: Sokaktaki Adam (1953) Zenciler Birbirine Benzemez (1957) Kurtlar Sofrası (1963/64) Bıçağın Ucu (1973) Sırtlan Payı (1974) Yaraya Tuz Basmak (1978) Fena Halde Leman (1980) Dersaadet'te Sabah Ezanları (1981) Haco Hanım Vay (1984) O Karanlıkta Biz (1988)

GEZİ NOTLARI : Abbas Yolcu (1957)

Bedri Rahmi EYÜBOĞLU


Türk ressam, şair ve yazarı. Görele'de doğdu. Yüksek öğrenimini Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü'nde tamamladıktan sonra Paris'te iki yıl süreyle öğrenim gördü. Yurda dönüşte Güzel Sanatlar Akademisi'nde öğretim görevlisi olarak çalışmalarınan başladı. Bir süre Amerika'da kaldı. Dönüşte gene Akademi'de profesör olarak görevini sürdürdü. Ressam olarak büyük bir ün sağladı.
Sanat yaşamına 1928 yılında Muhit dergisinde yayımladığı şiirleri ile başladı. Çok genç yaşlarında iken bir gazetenin açtığı hikaye yarışmasını kazandı. Kimi gazetelerde ve dergilerde çeşitli konularda yazılar, sanat ve özellikle şiir ve halk sanatı üzerinde eleştiriler yazdı.
Şiirlerinde halk türküleri, halk edebiyatı kaynaklarından büyük ölçüde yararlandı. Arı türkçe ile kolay okunan, akıcı aydınlık bir anlatımı vardır.

ESERLERİ:

Resim: Paris, 1930; Mustafa Eyüboğlu, 1933; Yazılı Natürmort, 1936; Salı Pazarı, 1938; Eren, 1940; Nallanan Öküz, 1947; Düşünen Adam, 1953; Köylü Kadın (Tren-Yataklı Vagon), İstanbul Resim ve Heykel Müzesi; Karadut Satıcısı, 1954; Çömelmiş Köylü, 1972; Ankara'nın Kavakları, 1973; Mor Takkeli Hacı, 1974; Son Kahve, 1975; Anadoluhisarı, Ankara Resim ve Heykel Müzesi; Çıplak; Ev İçi, İstanbul Resim ve Heykel Müzesi; Han, 1975; son resmi.

Duvar Resmi: Lido Yüzme Havuzu'nda duvar resmi; 1943, Ortaköy/İstanbul; Hilton Oteli'nde duvar resmi; Divan Oteli'nde duvar resmi.

Mozaik Pano: Uluslararası Brüksel Sergisi için mozaik pano, 1958; Nato yapısında mozaik pano, 1959, Brüksel; İşçi Sigortaları Hastanesi'nde seramik pano, 1959, Samatya/İstanbul; Etibank yapısında seramik pano, Ankara; Marmara Oteli'nde mozaik pano, Ankara; Vakko Fabrikası'nda mozaik pano, Topkapı/İstanbul.

Duvar Kabartması: Manifaturacılar Çarşısı'nda duvar kabartması, Unkapanı/İstanbul; Aksu İşhan'ında duvar kabartması, Karaköy/İstanbul.

Şiir: Yaradana Mektuplar, 1941; Karadut, 1948; Tuz, 1952; Üçü Birden, 1953; Dördü Birden, 1956; Karadut 69, 1969; Dol Karabakır Dol, 1974, tüm şiirleri; Yaşadım, (ö.s.), 1977.

Gezi ve Deneme: Cânım Anadolu, 1953; Tezek, 1975; Delifişek, 1975; Resme Başlarken, (ö.s.), 1977.

Monografi: Nazmi Ziya, 1937. Resim Albümü: Binbir Bedros, (ö.s.), 1977, Karadut, (ö.s.), 1979; Babatomiler, (ö.s.), 1979.

Behçet NECATİGİL

Behçet Necatigil¸16 Nisan 1916'da İstanbul'da doğdu. İlkokula 1923'te Beşiktaş Cevri Usta Mektebi'nde başladı. Son sınıfı Kastamonu'da Erkek Muallim Tatbikat Mektebi'nde tamamladı (1927). Kastamonu Lisesi'nde başladığı ortaöğrenimini, hastalığı nedeniyle burada sürdüremedi, 1931'de Kabataş Lisesi'ne kaydoldu. 1936'da aynı lisenin edebiyat kolunu birincilikle bitirdi. Yüksek Öğretmen Okulu'na girdi. Aynı okulun kontenjanından Edebiyat Fakültesi Türk Dili Edebiyatı bölümüne devam etti. Temmuz 1937'de "Deutscher Akademischer Austauschdienst"in davetlisi olarak Berlin'e gitti. Dört ay Berlin Üniversitesi dil kurslarına devam etti. 1940'ta edebiyat öğrenimini başarı ile tamamladı. Necatigil, Kars Lisesi'nde başladığı (1941) edebiyat öğretmenliği görevini Zonguldak Lisesi'nde (1942-43) sürdürdü. Bu dönemde yazdığı şiirleri Varlık'ın dışında Gençlik ve Oluş dergilerinde de yayınlandı. Bu şiirlerinin bir bölümünü ilk kitabına aldı. Ekim 1943- Kasım 1945 arası askerlik görevini yedek subay olarak İzmir'de yaptı. Dönüşünde öğretmenlik görevini Pertevniyal Lisesi'nde, Kabataş Erkek Lisesi'nde (Ocak 1946) daha sonra da (1960) İstanbul Eğitim Enstitüsü'nde sürdürdü. Askerliği sonrası İstanbul'a dönen Necatigil; Fahir Onger, Oktay Akbal, Naim Tirali ve Fazıl Hüsnü Dağlarca ile dostluklar kurdu. Fahir Onger, Oktay Akbal ve Salah Birsel ile "Yenilikler" dergisini çıkardı (Şubat 1946). Ekim 1972'de emekli oldu. 13 Aralık 1979'da İstanbul'da öldü.

ESERLERİ :

ŞİİR :

Kapalı Çarşı (1945), Çevre (1951), Evler (1953), Eski Toprak (1956), Arada (1958), Dar Çağ (1960), Yaz Dönemi (1963), Divançe (1965), İki Başına Yürümek (1968), En/Cam (1970), Zebra (1973), Kareler Aklar (1975), Beyler (1978), Söyleriz (1980)

DÜZYAZI :

Bile/Yazdı (1979)

RADYO OYUNLARI :

Yıldızlara Bakmak (1965), Gece Aşevi (1967), Üç Turunçlar (1970), Pencere (1975)

ARAŞTIRMA/İNCELEME :

Edebiyatımızda İsimler Sözlüğü (1960, 17. basım, 1998), Edebiyatımızda Eserler Sözlüğü (1979).

Cahit KÜLEBİ


Günümüz şairlerinden. Tokat'ın Zile ilçesi Çeltek Köyü'nde doğdu. İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu Türk Dili ve Edebiyatı Böümü'nü bitirdi. Antalya ve Ankara'da edebiyat öğretmenliği, Milli Eğitim müfettişliği yaptı, kültür ateşesi ve öğrenci müfettişliği görevlerinde bulundu. Kültür Müsteşar yardımcılığı ve başmüfettişlikten sonra görevinden ayrılıp, Türk Dil Kurumu genel Yazmanlığından emekliye ayrıldı. Şiirlerinde arı, duru bir dil kullandı, halk şiiri memleket ve insan sorunlarını halk şiiri öğeleriyle de yararlanan modern bir dille anlattı.

ESERLERİ :

Adamın Biri, Rüzgar, Atatürk Kurtuluş Savaşında, Yeşeren Otlar, Süt, Şiirler, Yangın.

Bunlardan sonra Bütün Şiirleri yayınlandı. Şiir üzerine yazılarını Şiir Her Zaman adlı kitapta topladı.

Yeşeren Otlar ile Türk Dil Kurumu 1955 Edebiyat Ödülü'nü, Yangın ile 1981 Yeditepe şiir Ödülü'nü aldı.

Cahit Sıtkı TARANCI

Türk şairi. Diyarbakır'da doğdu. Bir süre Mülkiye Mektebi'nde okudu. Fransa'ya gitti. Orada Siyasal Bilgiler Okulu'nda okurken İkinci Dünya Savaşı'nın çıkması üzerine yurda döndü. Anadolu Ajansı'nda, Toprak Mahsulleri Ofisi'nde görev aldı. Tedavi için gittiği Viyana'da öldü.
İlk şiirlerini 1930 yılında Muhit ve Servetifünun dergilerinde yayımladı. Otuz Beş Yaş adlı şiirinin ödül almasıyla, ismi çok geniş bir çevrede duyuldu.
Şiirlerinde genel olarak biçime ve görünüşe düşkündür. Türkçeyi cana yakın bir görüntü içinde, pırıl pırıl aydınlık kelimelerle kullandı. Yaşamanın, sevinin güzelliğini öven şiirlerinde insana mutluluk aşılayan bir havayı başarı ile işledi.

ESERLERİ :

Ömrümde Sükut, Düşten Güzel, Sonrası, Ziya'ya Mektuplar

Can YÜCEL


Can Yücel, 1926'da İstanbul'da doğdu. Milli Eğitim Bakanlığı da yapmış olan ünlü kültür adamı Hasan-Âli Yücel'in oğludur.

Ankara ve Cambridge üniversitelerinde Latince ve Yunanca okudu. Çeşitli elçiliklerde çevirmenlik, Londra'da BBC'nin Türkçe bölümünde spikerlik yaptı.

Askerliğini Kore'de yaptı. 1958'de Türkiye'ye döndükten sonra bir süre Bodrum'da turist rehberi olarak çalıştı. Ardından bağımsız çevirmen ve şair olarak yaşamını İstanbul'da sürdürdü. 1956 yılında Güler Yücel ile evlendi. Bu evlilikten iki kızı (Güzel ve Su) ve bir oğlu (Hasan) oldu.

Can Yücel, 1945-1965 yılları arasında `Yenilikler`, `Beraber`, `Seçilmiş Hikayeler`, `Dost`, `Sosyal Adalet`, `Şiir Sanatı`, `Dönem`,`Ant`, `İmece` ve `Papirüs` adlı dergilerde yazdı. Daha sonraları `Yeni Dergi`, 'Birikim`, `Sanat Emeği`, `Yazko Edebiyat` ve `Yeni Düşün` dergilerinde yayımladığı şiir, yazı ve çeviri şiirleri ile tanınan Yücel, 1965`ten sonra siyasal konularda da ürün verdi. 12 Mart 1971 döneminde Che Guevara ve Mao'dan çeviriler yaptığı gerekçesiyle 15 yıl hapse mahkum oldu. 1974'de çıkarılan genel afla dışarı çıktı. Dışarı çıkışının ardından hapiste yazdığı Bir Siyasinin Şiirleri adlı kitabını yayımladı. 12 Eylül 1980 sonrasında müstehcen olduğu iddiasıyla "Rengahenk" adlı kitabı toplatıldı.

1962'de İngiltere'deyken, 1709 yılından kalma, Latin harfleriyle taş baskısı olarak basılmış bir Türkçe dilbilgisi kitabı bulması geniş yankı uyandırdı.

Şiirlerinde argo ve müstehcen sözlere çok sık yer veren, bu nedenle zaman zaman dikkatleri üzerine çekip koğuşturmaya uğrayan Yücel, ilk şiirlerini 1950 yılında `Yazma` adlı kitapta toplamıştır.

Can Yücel, taşlama ve toplumsal duyarlılığın ağır bastığı şiirlerinde, yalın dili ve buluşları ile dikkati çekti. Can Yücel'in ilham kaynakları ve şiirlerinin konuları; doğa, insanlar, olaylar, kavramlar, heyecanlar, duyumlar ve duygulardır. Şiirlerinin çoğunda sevdiği insanlar vardır. 'Maaile' şairin kitaplarından birine koyduğu bir ad. Can Yücel için ailesi çok önemlidir: eşi, çocukları torunları, babası.. Bu insanlarla olan sevgi dolu yaşamı şiirlerine yansımıştır. 'Küçük Kızım Su'ya', 'Güzel'e', 'Yeni Hasan'a Yolluk', 'Hayatta Ben En çok Babamı Sevdim' bu sevgi şiirlerinden bazılarıdır.

Can Yücel ayrıca Lorca, Shakespeare, Brecht gibi ünlü yazarların oyunlarından çeviriler yaptı. Shakespeare çevirileri (Hamlet, Fırtına, Bir Yaz Gecesi Rüyası) aslına tam olarak bağlı kalmasa da son derece başarılıdır. Shakespeare'in ünlü 'to be or not to be' sözünü 'bir ihtimal daha var, o da ölmek mi dersin' şeklinde türkçeleştirmiştir. 1959'da ilk baskısı yayımlanan 'Her Boydan' adlı kitabında dünya şairlerinin şiirlerini serbest ama çok başarılı bir biçimde Türkçe'ye çevirmiştir.

Son yıllarında Datça'ya yerleşti ve her hafta Leman, her ay Öküz dergilerinde yazıları ve şiirleri yayımlandı. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel`e hakaretten yargılanan Yücel, 18 Nisan seçimlerinde ÖDP`nin İzmir 1. sıra milletvekili adayı oldu. 12 Ağustos 1999 gecesi ölen şair, çok sevdiği günebakan çiçekleriyle uğurlanarak Datça'ya gömüldü.

ESERLERİ :

Yazma (1950) Her Boydan (1959, Çeviri Şiirler) Sevgi Duvarı (1973) Bir Siyasinin Şiirleri (1974) Ölüm ve Oğlum (1976) Şiir Alayı (1981, ilk dört şiir kitabı) Rengâhenk (1982) Gökyokuş (1984) Beşibiyerde (1985, ilk beş şiir kitabı) Canfeda (1985) Çok Bi Çocuk (1988) Kısa Devre (1990) Kuzgunun Yavrusu (1990) Gece Vardiyası (1991) Güle Güle-Seslerin Sessizliği (1993) Gezintiler (1994) Maaile (1995) Seke Seke (1997) Alavara (1999) Mekânım Datça Olsun (1999)

Cemal SÜREYA

Cemal Süreya 1931'de Erzincan'da doğdu. Asıl adı Cemal Süreyya Seber'dir. 1938'de Dersim isyanı sonrasında ailece Bilecik'te oturmaya mecbur edildi. Bu göçün altıncı ayında annesini yitirdi. İlkokulu okumak için İstanbul'daki amcasının yanına geldi. Beyoğlu 37. İlkokulu'nda öğrenimine başladı. Bilecik Ortaokulu'nu bitirdi (1947). Parasız yatılı sınavını kazanarak lise öğrenimi için İstanbul'a geldi. 1950 yılında Haydarpaşa Lisesi'ni, 1954 yılında da Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni bitirdi. Evlendi. Eskişehir vergi memurluğuna atandı. Altı ay sonra müfettişlik sınavını kazandı, İstanbul'a taşındı. Bir süre Paris'te kaldı. Dönüşünde Maliye Müfettiş Yardımcılığı yaptı (1955-1958). 1957'de, babasını trafik kazasında kaybetti. Görevini Maliye Müfettişi olarak sürdürdü. 1965'te maliye müfettişliğinden istifa etti.1965-71 yılları arasında yayıncılıkla uğraşan ve çok sayıda kitap tercüme eden Cemal Süreyya, "Papirüs" adlı dergiyi çıkardı. 1971 yılında tekrar memuriyete döndü. Maliye Tetkik Kurulu üyeliği, Darphane yöneticiliği ve maliye müfettişliği yaptı. 1982'de emekli oldu.Duygularının seyrine kapılıp, "Gitti gider yüreğim" misali yaşamıştır. Şiirleri de böyledir. Bir mısrada, bir dünya duyguyu, bir destanı damıtmıştır. Onun bir mısrasına takılıp; aşkı, hayatı, hüznü, yaşanmışlığı anlayabilir insan. Nasılsa aşkları öyledir hayatı. Düz yazıları, eleştiri yazıları, mektupları ve çocuk yazıları vardır Cemal Süreyya'nın. En çok çocuklar için yazdığı yazılarda kendisini ele verir. İçinde cıvıl cıvıl bir çocuk vardır. Ve bu çocuğun beyninin bütün kapıları dünyaya açıktır. Cemal Süreyya zamansız aramızdan ayrılan çok duyarlı bir şairdi. 9 Ocak 1990'da öldü.

ESERLERİ :

ŞİİR

Üvercinka (1958; Yeditepe Şiir Armağanı) Göçebe (1965; 1966 TDK Şiir Ödülü) Beni Öp Sonra Doğur Beni (1973) Sevda Sözleri (Uçurumda Açan ile birlikte toplu şiirleri: 1984) Sıcak Nal ve Güz Bitigi (1988; Behçet Necatigil Şiir Ödülü) Sevda Sözleri (bütün şiirleri: 1990, ö.s; YKY 1995)

DÜZYAZI

Şapkam Dolu Çiçekle (1976) Günübirlik (1982) Onüç Günün Mektupları (1990, ö.s.; YKY 1998) 99 Yüz (1991; YKY 2004) 999. Gün / Üstü Kalsın (1991) Folklor Şiire Düşman (1992) Uzat Saçlarını Frigya (Günübirlik'in yeni basımı: 1992) Aydınlık Yazıları / Paçal (1992) Oluşum'da Cemal Süreya (1992) Papirüs'ten Başyazılar (1992) Günler (999. Gün'ün genişletilmiş basımı: YKY 1996) Güvercin Curnatası (Cemal Süreya ile konuşmalar: haz. Nursel Duruel, YKY 1997; genişletilmiş basımı: YKY, 2002) Toplu Yazılar I: Şapkam Dolu Çiçekle ve Şiir Üzerine Yazılar (YKY 2000)

ANTOLOJİ VE ÇEVİRİLERİ

Cemal Süreya iki antoloji (Mülkiyeli Şairler ve 100 Aşk Şiiri) hazırladı; Simone de Beauvoir'dan Sade'ı Yakmalı mı? (1966; YKY 1997), Gustave Flaubert'den Gönül ki Yetişmekte (Duygusal Eğitim) ve Antoine de Saint-Exupéry'den Küçük Prens (Tomris Uyar'la birlikte) başta olmak üzere, pek çok çeviri yaptı. Çeviri şiirleri (Yürek ki Paramparça, haz. Eray Canberk, YKY 1995) ve Çocukça dergisi için yazdığı yazılar (Aritmetik İyi Kuşlar Pekiyi, haz. Necati Güngör, 1993; YKY 1996) derlendi.

Cemil MERİÇ

2 Aralık 1916'da Hatay Reyhanlı'da doğdu. Hatay Lisesini bitirdi. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe bölümüne girdi. Öğrenimini tamamlayamadan Hatay'a döndü. Bir süre ilkokul öğretmenliği ve nâhiye müdürlüğü, Tercüme Kaleminde reis muâvinliği yaptı. İstanbul Üniversitesi Edebiyât Fakültesi Fransız Dili ve Edebiyâtı bölümünü bitirdi. Elâzığ Lisesinde Fransızca öğretmenliği yaptı (1942-45). İstanbul Üniversitesi yabancı diller okulunda okutman olarak çalıştı (1946). 1955'te gözleri görmez oldu. Fakat talebelerinin yardımıyla çalışmalarını ölümüne kadar sürdürdü. 1974 senesinde İstanbul Üniversitesinden emekli oldu. 13 Haziran 1987 günü İstanbul'da vefât etti. Cemil Meriç'in ilk yazısı Hatay'da Yeni Gün Gazetesi'nde çıktı (1928). Sonra Yirminci Asır, Yeni İnsan, Hisar, Türk Edebiyâtı, Yeni Devir, Pınar, Doğuş ve Edebiyat dergilerinde yazılar azdı. Cemil Meriç, gençlik yıllarında Fransızcadan tercümeye başladı. Hanore de Balzac ve Victor Hugo'dan yaptığı tercümelerle kuvvetli bir mütercim olduğunu gösterdi. Batı medeniyetinin temelini araştırdı. Dil meseleleri üzerinde önemle durdu. Dilin, bir milletin özü olduğunu savundu. Sansüre ve anarşik edebiyâta şiddetle çattı. Cemil Meriç 38 yaşında iken gözlerini kaybetti. O dönemden itibaren de çalışmalarını sürdürdü, doğrunun peşinde koşan bir cengaverdi sanki. Cemil Meriç, miskinler tekkesi olarak kabul ettiği fildişi kulelerin dışındaki aydın olacakken, fildişi kuleye sığınmak zorunda kalır. Yıllarca fildişi kulesindedir, yıllarca yalnız. Kavganın dışındadır, fikir ve sanat kavgasının. Politikadan da, kurtarıcılığına inanmadığı için kaçar.
Cemil Meriç'in yeri hep kütüphane oldu. Kütüphanesinde Don Kişot'luk yapar sanki. Argoya, arenaya, ateş hattına, politikaya hiç inmedi. 70'li yıllarda fildişi kulesinden çıktı. Makalelerinde, yayımladığı eserlerde Asya'nın Avrupa ile hesaplaşmasına tanık oluruz, 150 yıldır gölgeler aleminde yaşayan ve insanından kopan aydının trajedisini izleriz adım adım; kaypak, müphem, tarif edilmemiş, Avrupa'nın emellerini dile getiren ama bizim şuursuzca benimsediğimiz mefhumlar, ideolojiler, sloganlar... aydınlığa kavuşur tek tek gözlerimizin önünde.

ESERLERİ :

Umrandan Uygarlığa (1974), Kırk Ambar (1983) isimli eserleriyle iki defâ Türkiye Millî Kültür Vakfı ödülünü kazandı. Hint Edebiyâtı, Saint Simon, İlk Sosyolog, İlk Sosyalist, Bir Dünyânın Eşiğinde, Bu Ülke, Mağaradakiler, Bir Fâciânın Hikâyesi, Işık Doğudan Gelir ve Kültürden İrfana başlıca eserleridir.

Aldığı ödülleri:

Kırk Ambar adlı eseriyle "Türkiye Millî Kültür Vakfı" ödülü, Ankara Yazarlar Birliği Derneğinin"Yılın Yazarı", Kayseri Sanatçılar Derneğince, "İnceleme", Kültürden İrfana adlı eseriyle, Türkiye Yazarlar Birliği "Yılın Fikir Eserleri" ödüllerini aldı.

Cenap ŞAHABETTİN

Cenap Şahabettin 1870 yılında Manastır'da doğdu. 12 Şubat 1934'te İstanbul'da yaşamını yitirdi. Askeri okullarda öğrenim gördü. Askeri tıbbiyeyi bitirdi. Hekim yüzbaşı oldu. Paris'te 4 yıl cilt hastalıkları ihtisası yaptı. Yurda döndükten sonra Mersin, Rodos, Cidde'de karantina hekimliği, sıhhiye müfettişliği yaptı. 1914'te emekliye ayrıldı. Darülfünûn'da Türk Edebiyatı Tarihi dersleri okuttu. Kurtuluş Savaşı sırasında Kuva-yı Milliye'ye karşı olumsuz tutumu nedeniyle öğrencileri tarafından istifaya zorlandı. Daha sonra cumhuriyeti destekledi, ama yalnızlıktan kurtulamadı. İlk şiiri 1885'te daha öğrencilik yıllarında Saadet gazetesinde yayımlandı. Önceleri Muallim Naci'nin etkisiyle divan türü şiirle uğraştı. Daha sonra Recaizade Mahmut Ekrem ve Abdülhak Hamit Tarhan'dan etkilenerek Batı tarzı şiire yöneldi. Servet-i Fünun'da şiirleri yayımlandı. Tevfik Fikret ve Halit Ziya Uşaklıgil'le birlikte Servet-i Fünun edebiyatının 3 önemli isminden biri oldu. Gelenekçi şairlerin en çok saldırdığı yenilikçi şairdi. Diğer Servet-i Fünun'cuların tersine bireysel şiiri tercih etti. Edebiyat-ı Cedide'nin en aşırı örneklerini yazdı. Şiire "nesir-musikisi" adını verdi. Heceleri müzik düzeyinde uyumlu kullanmayı savundu. Bu tarzda yazdığı en iyi iki örnek "Yakazat-ı Leyliye" ve "Elhan-ı Şita" şiirleridir. Eski sözcükleri kullanma tercihi nedeniyle yeni nesiller tarafından anlaşılamadı.

ESERLERİ:

ŞİİR:

Tâmât (1887) Seçme Şiirleri (1934, ölümünden sonra) Bütün Şiirleri (1984, ölümünden sonra)

TİYATRO:

Körebe (1917)

DÜZYAZI:

Hac Yolunda (1909) Evrak-ı Eyyam (1915) Afak-ı Irak (1917) Avrupa Mektupları (1919) Nesr-i Harp, Nesr-i Sulh ve Tiryaki Sözleri (1918) Vilyam Şekispiyer(1932)

Cevat Şakir KABAAĞAÇLI (Halikarnas Balıkçısı)

Asıl adı Cevat Şakir Kabaağaçlı. 1890'da İstanbul'da doğdu. 13 Ekim 1973'te İzmir'de yaşamını yitirdi. Yazılarında, çok sevdiği Bodrum'un antik çağlardaki ismi olan Halikarnasos'tan esinlenerek Halikarnas Balıkçısı takma adını kullandı. Osmanlı Padişahı Abdülhamit döneminin devlet adamlarından tarihçi Şakir Paşa'nın oğlu. Çocukluğu babasının görevi nedeniyle bulundukları Atina'da geçti. İlköğrenimini Büyükada Mahalle Mektebi'nde, ortaöğrenimini Robert Kolej'de tamamladı. İngiltere'ye gitti. Oxford Üniversitesi'nde dört yıl Yakın Çağlar Tarihi okudu, üniversiteyi orada bitirdi. İstanbul'a dönünce Diken, Resimli Gazete, Resimli Ay, İnci gibi dergilerde yazılar yazdı, kapak resimleri ve süslemeler yaptı, karikatürler çizdi. Çizgi romanlar yaptı. İlk öyküleri 1920'li yılardan başlayarak yayımlandı. Cumhuriyet'in ilanından sonra asker kaçaklarıyla ilgili bir yazısı yüzünden 3 yıl kalebentliğe mahkum edildi ve Bodrum'a sürüldü. 1.5 yıl Bodrum'da kaldı. Cezasının son yarısını İstanbul'da geçirdi. Yeniden yürekten bağlandığı Bodrum'a döndü. 1947'den itibaren çocuklarının eğitimi için İzmir'e yerleşti. Ölümünden sonra da kendi eseri olan Bodrum'a gömüldü. Mezarı Bodrum'da.

ESERLERİ:

ROMAN:

Aganta Burina Burinata (1946) Ötelerin Çocuğu (1956) Uluç Reis (1962) Turgut Reis (1966) Deniz Gurbetçileri (1969)

DENEME-İNCELEME-MİTOLOJİ:

Anadolu Efsaneleri (1954) Anadolu Tanrıları (1955) Anadolu'nun Sesi (1971) Hey Koca Yurt (1972) Düşün Yazıları (1981, ölümünden sonra)

ÖYKÜ:

Ege Kıyılarından (1939) Merhaba Akdeniz (1947) Ege'nin Dibi (1952) Yaşasın Deniz (1954) Gülen Ada (1957) Ege'den (1972) Gençlik Denizlerinde (1973)

ANI: Mavi Sürgün (1961)

ÇOCUK KİTAPLARI:

Denizin Çağrısı Yol Ver Deniz

bu ay 19008 ziyaretçikişi burdaydı!
 
  Free Website Counters
kişi bu hafta burdaydı....
 
 
 

TARKAN ♥ GİZEM (¯`v´¯) ♡ ♡ (¯`v´¯)

Sitene Ekle

 
günlük burçlar  
 
Günlük Burç
 
 
 

 
Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol